12 Aralık 2010 Pazar

Ayrımcılık? Önyargı? Farklılıklara Saygı?

Bu kelimeler sizlere neler ifade ediyor? Kafanızda belli grupları canlandırıyorlardır eminim ki... Belki de kendinizi hatırlatıyorlar.

Ayrımcılık, belli insan öbeklerinin ayrımlaşmasını bilinçli bir biçimde gerçekleştirmeyi amaçlayan bir yöneltinin benimsenmesi olarak tanımlanıyor Google'da arattığınızda çıkan ilk sayfada. Peki bu yönelti nedir? Eylemlerimizdir. Peki söylemlerimiz? Aslında kurduğumuz bir cümle de ayrımcılığa neden olmaz mı? Olur elbette o halde söylemlerimiz de birer eylemdir ve ayrımcılığın başlıca nedenlerindendir. Siz olmak biz olmak... Siyahlılar veya beyazlılar... Saç renklerimize göre gruplamalar, ötekileştirmeler hepsi birer ayrımcılık belirtisi...

Neden ayrımcılık yaparız peki? Toplumun normal olarak belirlediklerinin dışında olanları neden anormal kabul ederiz? Bunun sebebi bilgi sahibi olmadığımız konular hakkında duyumlarımızla, öğretilenlerle edindiğimiz yargılarımızdır ve bir kişiyi bunlarla karşıladığımızda önyargılarımızın o kişiyi ayrımcılığa maruz bırakmasına neden oluruz.

Peki ayrımcılığı nasıl önleriz? Öncelikle toplumdaki farklılıklara saygıyla ve ardından da önyargılarımızla yüzleşip onları konuşarak yenmeye çalışmakla.

İşte bizler, Yıldız Sosyal Sorumluluk Kulübü'ndeki toplum gönüllüsü gençler olarak ihtiyacımız olan diyalog ortamını sağlayacak bir projeyle geliyoruz. Okulumuzun 100.yılında Bahar Şenlikleri'nde sizlere Yaşayan Kütüphane kuruyoruz.


Yıldız Yaşayan Kütüphane Mayıs'ta YTÜ Davutpaşa Kampüsü'nde sizlerle...

Bu Afişler Hakkında Ne Düşünüyorsunuz ?



1 Aralık 2010 Çarşamba

Bu Kütüphanenin Raflarında “İnsan Kitaplar” Var


Etnik kökeni, cinsel eğilimi, inancı, kültürel kimliklerinden dolayı ötekileştirilen ‘insan kitaplar’ın hakkında konuşmak yerine kendisiyle konuşuyorsun. Yarım saatlik bir okumada önyargılarınla tanışıyorsun... 


Kütüphaneciden bir okuyucu kartı alıp katalogdan konu başlığı seçiyorsunuz. Eğer aradığınız kitap rafta ise kitabınızı ödünç alıyorsunuz.  Müsait bir masaya oturup sayfaları çevirip yarım saatlik okumanıza başlıyorsunuz. Oysa bu kütüphanede sayfalar çevrilmiyor. Aldığınız her kitap bir insan, çevirdiğiniz her sayfa da hayatlarının bir parçası. Konuştuğunuz her kitapla fark ediyorsunuz ki aslında konuştuklarınız önyargılarınız. Ve önyargın ‘hakkında’ konuşmak yerine önyargınla konuşuyorsunuz. İşte bu özelliğiyle YILDIZ YAŞAYAN KÜTÜPHANE  herhangi bir kütüphaneden farklıdır.

İlki 2000 yılında Danimarka'da gerçekleştirilen Yaşayan Kütüphane (Living Library / Human Library) sonrasında bir çok ülkede çeşitli festivaller içerisinde gerçekleştirilmiştir. Türkiye'de ilk defa 2007 yılında Toplum Gönüllüleri Vakfı ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Gençlik Çalışmaları Birimi imzasıyla Barışarock' da uygulanmıştır. Kısa süre içerisinde de İstanbul' da bir çok yaşayan kütüphane okuyuculara ulaşmıştır. Kişilere ve gruplara karşı ayrımcılığa yol açan önyargılarla ilgili farkındalık yaratmayı ve yapıcı diyalog ortamları sağlamayı amaçlayan Yıldız Sosyal Sorumluluk Kulübü, insan haklarına ve insan onuruna saygıyı teşvik eden bir araç olan yaşayan kütüphane projesini üniversite ortamında gerçekleştirmek için yola çıkıyor. 

"Hakkında değil kendisiyle konuş" sloganıyla siz okuyucuları Yıldız Yaşayan Kütüphaneye bekliyor olacağız..